İK’cı olmak demek, plaza katında, stiletto ayakkabılarınızı ya da takım elbisenizi giyip, elinizde kahvenizle sabah ofise gitmek mi?

Maalesef hayır, keşke olsaydı; kim istemezdi ki :)

İnsan ilişkilerim iyi, bu yüzden İK’cı olmak istiyorum diyorsan, buhranlı günler seni bekliyor demektir. Sadece insan ilişkileri ve iletişimi güçlü kişiler olmak yeterli olmuyor. Anlayışlı ve yüksek enerjiye sahip, en önemlisi de empati kurabiliyor olmak gerekir. Bazı yetkinliklerin bir hapı yok, mesela empati kurabilmeyi insan zamanla öğreniyor.

İK.cı olmak isteyen potansiyel meslektaşlarıma tavsiyeler :)

Saygı her şeydir
Sadece iş hayatında değil, özel hayatında da insanı olduğu gibi kabul etmen, her insanın farklı olduğu bilinciyle, kişiliğine, yaşantısına, tercihlerine, eleştirmeden, yargılamadan, saygı duyman gerekir.

Kendini tanımak
İK’da başarılı olmak için güçlü iletişime sahip olmak, aslında ‘‘merdivenin sadece bir basamağı‘‘. Kendini tanımak, duygu ve düşüncelerinin davranışlarını nasıl etkilediğini görmek, güçlü ve zayıf yönlerini bilmek, kendine olan güvenini arttırır. Böylece diğer insanların duygularını, gereksinimlerini ve endişelerini anlayabilirsin.

Empati kurarak yorum yapma, olaylar karşısında sakin kalabilme, çözüm odaklı olma gibi yetkinliklerin hangi birini mesai saatlerinde gömlek gibi üstüne giyebilirsin, hadi bunu başardın diyelim, emin ol rol yapmak seni fazlasıyla yoracaktır. Sonra huzurlu bir ruh hali için kendini, kitapçıların kişisel gelişim bölümlerinin önünde ya da çeşitli meditasyon terapileri yaparken bulabilirsin..

Komplekslerini yenmiş olmak..
Aslında en önemlisi insan sevmek.. Güleryüz göstermeyen, insanları başından savarcasına geçiştiren, sürekli eleştiren, farkındalığı olmayan, katı ve duygusuz davranışlara sahip bir kişinin, İK’cı olması veya bu alanda çalışması çok zor.

Elbette hepimiz insanız, hiçbirimiz kusursuz değiliz. Kimseden kusursuz olmasını da bekleyemeyiz. Ancak bir İK’cının genel olarak kompleks, kıskançlık, zararlı ihtiraslardan arınmış ve insancıl olması gerekir. Tabi ki hepimizin hayatında inişler-çıkışlar olabilir, ama İK.cılar bunu özellikle işine yansıtmamalı, çünkü yanlış bir karar ya da ağzınızdan bir anda çıkan bir cümleyle olayların farklı yerlere çekilmesine sebep olabilirsiniz.

Çözüm odaklı olmak
Çalışma arkadaşlarımızın nasıl hissettiği ile ilgili kuvvetli bir hissiyata ya da öngörüye sahip olmak bazen yetmeyebiliyor, çözüm odaklı olmalıyız
Bir taraftan kendi işini yaparken, diğer taraftan da problemleri görmek ve gereken noktalarda destek vermek için organizasyonu izlemeliyiz. Burada amacımız kontrolcü olmak değil, zaman zaman kurtarıcı olmak, küçük kıvılcımlar yangın haline dönüşmeden söndürebilmek amacıyla bunu yapmalısın.

İK demek, bol döküman demek
Bir de, İnsan Kaynaklarının kendine özgü genel işleri var tabii..
İş analizi çalışmaları, iş tanımlarının ve iş gerekliliklerinin oluşturulması,
İk Yönergesi,
Motivasyon organizasyonları,
İşe alım süreçleri..
Eğitimler, kariyer planlama, performans yönetimi, özlük, hakedişler, geri bildirim ve çıkış süreci, iş sağlığı güvenliği, kalite yönetimi ve daha birçok alt başlık..
Devam ederek gözünü korkutmak istemem ama işin özü; bol bol doküman :))

Bir ya da birkaç alanında uzmanlaşmakİK.nın tüm süreçlerinde uzmanlaşmak yıllarını alacağı gibi her şeyi yapmaya çalışmak tam yapamayacağın anlamına gelir.
Kişiliğine ve yetkinliklerine uygun olanı yaparken, daha yaratıcı hissettiğin bir ya da birkaç bölüm seçebilirsin.
Tabi ki resmin bütünü hakkında bilgi sahibi olmalısın ama mutlaka bir uzmanlık alanın olmalı.

Örneğin; işe alım süreçleri, özlük, yan haklar veya eğitim ve performans yönetimi veya organizasyonel gelişim gibi..

Rotasız gemiye, hiçbir rüzgar yardım edemez.
Uzmanlaşmak istediğin bölümü bulduktan sonra o alan ile ilgili öncelikle kendine hedefler koymalısın.. Hedefini koyduktan sonra o alanla ilgili kitaplar oku, üstadları ve gündemi takip et. Mentor - mente ilişkisi kurabileceğin bir İK’cının deneyimlerini dinle ve kulağına küpe yap..
Unutma; kendini geliştirmeyi kimse senin adına yapamaz.
Hedefini belirledikten sonra uzun ve kısa vadeli planlarla, sakin ama kendinden emin adımlarla ilerle.. Hedeflerinin yolunda kararlı ol ve kararlarının arkasında durup yaptıklarına özgünlüğünü kat..

Sevilmeyen birimde çalışıyor olmayı kabul etmek
İster istemez herkesin bir şekilde canı yandığı için, seveni olmaz İK'cının. İyilik, kolaylık gösterdiğin bir iş, bir sonraki sefer asli görevin haline gelir. Direkt yasayı uygulasan, gizli nefretlerine maruz kalırsın. Arkandan 'tüm gün oturuyo' derler :))
Bu işe gönül vereceğim diyorsan, maalesef sevilmeyen birimde çalışıyor olmayı baştan kabul etmelisin.
Unutmayalım ki; başkalarının işi ile ilgili ‘‘ne iş yapıyor ki’’ diyenler kendi işinin narsistleridir. Bu da sonraki bir yazımın konusu olsun ;)

Mahalle baskısına hazır olmakİK’da çalışınca, diğer çalışanlarla arandaki mesafeyi çok iyi ayarlaman beklenir. Bu demek oluyor ki herkesi dinle, asla yakınlık kurma, arkadaşlık ya da sosyalleşmekse asla.
Birileri çıkar da “falancayla çok samimi acaba ne konuşuyorlar’’ dediğinde, nasıl inandırabilirsin ki, kozmetik indirimlerinden konuştuğunuza..

Denge kurmak, birleştirici olmak
İşin getirdiği dezavantajları, işini çok iyi yaparak bertaraf edemezsin. İlişkilerde denge politikası çok önemlidir. Farklı roller arasında yaşanan birçok olayda kırmadan, kızdırmadan doğru söylemlerle, yapıcı geri bildirimler vermen gereken durumlar yaşanacak..
Genel olarak İK’cılar, rolleri gereği birleştirici, köprüler kuran, yapıcı kişiler olmalı; bu sebeple her duruma, sabrın sonu selamettir diyerek yaklaşmasın..

#Sonsöz
Örnek verebileceğim başarı hikayelerinin yanında, İnsan Kaynaklarına, heves ve istek ile başlayıp, koşarak uzaklaşanların da olduğunu üzülerek paylaşmak isterim. Yapmak istediğin meslekte, neler yapacağını, nelerle karşılaşacağını ve bunların sana nasıl hissettireceğini bilirsen, isteyip istemediğine daha kolay karar verebilirsin..

Hayatımızda ne olursa olsun güvenebileceğimiz birine sahip olmak karşılaştığımız zorlukları aşma sürecinde çok önemli. İş hayatında, çalışma arkadaşlarının güvendiği bir İK’cı olmak, insanlara dokunabilmek ve hayatlarını olumlu yönde etkileyebilmek, nasıl güzel hissettiriyor tahmin dahi edemezsin..

Unutma; bir şirketten ayrıldığında hatırlayacağın tek şey kazandığın insanlar olacak..

Faydalı olması dileğiyle,
Eda Erdem