Çalışanın, yaptığı işe uygun ve çalışma şartlarının iyi olması, şirketine aidiyet hissedeceği anlamına gelir mi? İş tatmini ve şartların iyi olması memnun etse bile aidiyet hissi oluşmayabiliyor.

İç içe geçen iş ve özel hayatlar nedeniyle, çalışanlarınızın tükenmişlik sendromu yaşadığını biliyor muydunuz? Çünkü iş ve özel yaşam arasındaki dengesizlik; stres, verimsizlik ve sağlık problemlerini de beraberinde getiriyor.

Aidiyet duygusunu oluşturabilmek için sorumlulukla birlikte yetki, eğitim - gelişim, söz hakkı vermek gibi birçok etken söz konusu, ama bunların en başında işi ve özel yaşamı dengelemek geliyor; çünkü iş ortamındaki olumsuz duygular, yaşam enerjisini düşürerek, tüm hayatı olumsuz etkiliyor.

Negatif ruh halinde olan çalışanların, maalesef ne kendine ne de yaptığı işe faydası oluyor.

Çalışanların, iş ve özel hayatlarını dengeleyebilmeleri için bazı yöntemlerle onlara destek olmak gerekiyor.

Peki, bu desteği hangi yöntemlerle sağlayabiliriz?

Çalışana güvenmek
Güven, yönetim ve çalışan arasındaki temeli oluşturur.
Çalışanlarınızın, işin gerekliliklerini ve sorumluluklarını bilen bireyler olduğunu kabul etmeli, işlerini önemseyerek yerine getirdiklerine güvenmelisiniz.
Böylelikle iletişimizin temeli daha sağlam inşa edilmiş olur ve birlikte daha uzun yıllar geçirebilirsiniz.
Peki, çalışanlarınızla uzun yıllar çalışabilmek sizi nelerden kurtarır? Zaman, emek ve para kaybetmekten kurtarır, çünkü işe aldığınız bir çalışanınızın şirket kültürüne, yaptığı işe alışabilmesi ve karşılıklı güveni oluşturmak için zaman, emek ve para harcanır. Ne kadar az personel sirkülasyonu yaşarsanız kaybınız o kadar az olur.

Özel hayata saygı duymak
Tüm gün yan yana çalışıp mesai bittikten sonra mesajla işin ne durumda olduğunu sormak, maalesef işi takip etmek değil, özel hayata saygısızlık oluyor.
Devir teknoloji devri, aklınıza gelen konuyu telefonunuza, not olarak kaydedip ertesi gün mesai saatleri içerisinde sormak, o işin gidişatını tabii ki olumsuz etkilemez. Aksine, çalışanınız ile iletişim kurmuş olursunuz, bu da artısı olur. Acil bir konu olmadıkça, mesai saatleri haricinde çalışanınızı darlamayın :)

Birçok yöneticinin sarf ettiği ‘aslında bu işi, akşam evde de yapabilirsin’ cümlesinin kulağa ne kadar itici geldiğini biliyor musunuz ? İşin neden yetişmediğini, nerede takıldığını anlamak ve çözmeye odaklanmak yerine, evden çalışmasını istemek anlayışsızlık oluyor. Oysaki iş ve özel hayatı dengelemek isteyen şirketler, dizüstü yerine masaüstü bilgisayar kullanımını desteklemeli..
Böylece, ’akşam evden de çalışabilirsin’ gibi taleplerin önüne geçmiş olursunuz.. Belki de bunu, işe alım süreçlerinizde bir reklam unsuruna dahi dönüştürebilirsiniz

Çalışma şekli ve saatlerinde esnek olmak
İşinin gerekliliklerini bilen, aksatmayan, yerine getiren ve zamanını planlayan çalışanlarla yeterli verimi alabilirsiniz. Böyle olmayan kişilerle çalışmayı baştan tercih etmemelisiniz. Zaten insan kaynaklarının asıl amaçlarından biri de işin gerekliliklerini yerine getiremeyecek kişileri, baştan tespit etmektir.

Masa başında daha uzun oturuyor olmak, daha fazla iş yapmak ya da daha verimli olmak anlamına gelmiyor.

Çalışma saatlerinin azaltılması ve çalışanın daha az mesaiyle daha verimli çalışması günümüzde yükselen bir akım. Geçmişte işveren bakış açısı gelenekseldi. Çalışanı sürekli kontrol etmeye, hatta baskı altına almaya yönelik süreçler üzerinden yol alıyordu. Günümüzde ise, esnek çalışma saatleri ve rahat çalışma ortamı sayesinde daha verimli sonuçlar elde edilebiliyor.

Esnek çalışma saatlerine sahip bir çalışan, ailesine, arkadaşlarına ya da hobilerine zaman ayırabilir. Bu sayede üretkenliğini ve motivasyonunu arttırarak daha da verimli çalışır.

Sadece bir saat daha az çalışarak, büyük seçim verimlilik almak ister misiniz ? :)

Küçük bir idari adım sayesinde günde 9 yerine 8 saat çalışarak, çalışanlarınızın motivasyonunu arttırabilirsiniz. İlla ki 9 saat çalışacağız diyorsanız, esnek mesai saatleri uygulamasını tercih edebilirsiniz. Mesai başlangıç ve bitiş saatlerini, bırakın çalışan kendisi organize etsin, zamanını kendisi planlasın, çünkü çalışanlar, sunulan bu tarz esnekliklere değer veriyor, motive oluyor.

Esnek mesai saatlerini desteklerken, birim ayırmaksızın, tüm çalışanlarınız için yapın. Yoksa çalışanlarınızın kendisini üvey hissetmesine neden olursunuz, bu da aidiyet duygusunu derinden zedeler. Kaş yaparken, göz çıkartmış olursunuz..

Evde ya da dışarıda çalışmak
Çalışan mutluluğunu, dışarıda çalışma rahatlığıyla arttırmak son derece mümkün. Society for Human Resource Management (İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği) tarafından yapılan bir araştırmada, aynı işi evden yapan çalışanların, ofiste çalışan kişilere kıyasla %13 daha üretken olduğu tespit edilmiş. Çalışanlar bu uygulamayı çok sevse de, elbette kurum kültürünün de buna yatkın olması gerekir. Eğer yönetim, çalışanı sürekli masasında görmek istiyor ve hatta hangi internet sitelerine girdiğine kadar denetliyorsa, dışarıdan çalışma konusunun gündeme gelmesi, yönetim ve çalışan arasındaki ilişkiyi daha da zedelemekten başka bir işe yaramaz.

Dışarıda ya da evden çalışma rahatlığının verdiği motivasyonu sağlayabilmek için keskin bir geçiş yapmak yerine haftada bir ya da ayda birkaç kez ofis dışında çalışma desteklenebilir.

Emin olun bu yöntem ile sektörünüzde fark yaratarak, çalışanlarınızı motive etmiş olursunuz.

#Sonsöz
Çalışanlarınıza karşı davranışlarınız, onlara verdiğiniz değerdir. Değer vermenin temelinde güven duygusu vardır. Çalışanlarınız, aslında çalışma arkadaşınızdır ve aynı gemidesinizdir..

Aidiyet hisseden çalışanlar, işletmeler için yüksek performans, verim, kar ve büyüme demektir..

Faydalı olması dileğiyle..
Eda Erdem